Text

Kendi hikayeni yazarsın kendi ellerinle. Cümleleri uzun tutmak istersin tıpkı hayatına giren insanlar gibi. Virgüller yer tutar hikayede çokça virgül, çokça ünlem kimi zaman. Hikayen heyecan dolu olmalı , sıfatlar dans etmekli usulca , fiiller etkin olmalı , özne nesneyi becermeli çoğu zaman. Özne sen olmalısın nesneler de tutkuların, tutkuların hayallerde boğulmamalı . Tutkuların gerçek olmalı. Hikayenin kahramanı sen olmalısın , senin ağzından bir başkası olmaktan kurtulmalı hikaye. Hikaye senin yakana yapışıp onu anlatmamalı. İçtiğin suda, dumanını çektiğin sigarada onu aramamalı yüreğin. Hikayenin virgülleri varsa noktası da olmalı. Her hikaye iyi bitmek zorunda değil, başka hikayelere de yer olmalı hayatta, başka vürgüllere , başka ünlemlere; hem de daha mutlu sıfatlarla.


Ryan Gosling görmüş halim böyle olur herhalde

Ryan Gosling görmüş halim böyle olur herhalde

Source: eyeonspringfield

Text

Yarım kalan her şey rahatsız etti beni çocukluğumdan beri. Saklambacı yarıda bırakan erkek çocuklara kızdım hep o asi tavrımla çocukken. Yarım kalmamalı hiçbir şey dedim kendi kendime küçücük elimi onlara doğru sallayarak. Tabağımda yemek bırakmamayı öğretmişti annem bana, yarıda bırakılmazdı tabaktaki yemek, arkandan ağlar demedi hiç, çünkü bilirdim ki o yarıda kalan yemek için ağlayan birçok bebek vardı annem onları kast ediyordu bırakma derken. Ne kahkaham yarıda kalmalı ne de gözyaşlarım dedim. Gülerken sonuna kadar güldüm, ağlarken de en son damlasına kadar. Dur diyeni dikkate almadım hiç, çünkü tamamen yaşamalıydım her şeyi. Koşarken dur diyen babama bakmadım bile, düştüm; acımı tam anlamıyla yaşadım sonunda. Pişman mıyım hayır. Şimdi durup düşünüyorum ; hangimiz hayatını yarım yamalak yaşamıyor diye. Ben bile kocaman bir kadın olmuşken şimdi o küçük kız kadar cesur değilim tamamlayamıyorum birçok şeyi. Ne tabağımdaki yemek, ne kahkaham, ne gözyaşım ,ne sevgim,ne özlemim, ne söylemek istediklerim tam şimdi. Yarım kalmışız hepimiz, korkmuşuz hayattan ve yarım yaşamak için uğraşıyoruz şimdi. Cesaret edemiyoruz ruhumuzu tamamen teslim etmeye. Hepimiz yarım kalmışız , diğer yarımızı bekliyoruz dört gözle, oysa ki aslında diğer yarımız ellerimizden kayıp gitmiş, o çocukluk günlerimizde. Aslında o buldum dediğiniz diğer yarınız da bırakıp gidecek sizi bir gün , yarım yamalak bir şekilde. Cümleler de yarım ka…

Text

En sert rüzgarlarda bile korkma,

Kırılsın dalların

Köklerin sağlamsa

Bırak yıkılsın o ağaç

Saçılsın etrafa kederden sararmış yapraklar

Yağmurlar yağmaz olur kim bilir

Biri gelir ve ıslatır bedenini en taze sularla

Tekrar filizlenecek ve büyüyeceksin nasılsa

Biri gelecek ve huzur bulmak isteyecek gölgende

Sabırla bekleyecek

Büyümeni izleyecek

Ve biri

Biri gelecek

Pes etmeyecek

Yıkmayacak seni

Gölgende huzuru bulacak

Hayat boyu uyuyacak gölgende

Huzurla…

                      B.B Istanbul,11.02.12

Text

“Bir gün kaldığın yerden başlayacaksın

Biri seni bulacak…

Önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan

Biraz ürkeceksin!

Ne kadar dirensen de nafile…

İnsansın sonuçta, seveceksin..

Eski acılara bakıp da küsme sevdalara…

Gâvura kızıp da oruç bozulmaz!

Sök at kafandan acaba’ları.!

Bir kemik aynı yerden iki defa kırılmaz…”

Can Yücel

Text

Hayata bir kere geldiğini bilse de , bu gerçeği anlamakta gecikir bedenler.Bir daha şansları varmışçasına yaşarlar umursamazca ya da daha tutsakça başka bedenlere. Ne sevmeyi bilirler , ne de sahip olmayı ve tutsak olurlar öylece.Hayatı romantik filmlerdeki çiftler gibi yaşamak isterler çoğu zaman ama dramatik bir sahneye dönüştürürler kendi elleriyle. Zamanın akıp gitmesi önemini yitirir, bir sonraki otobüs de aynı yere gidecektir derler, ama bilmezler her kalkan otobüsle neler kaçırdıklarını. Halbuki o kadar basit ki hikaye bilmezler. Susadıkça su içseler, sevmek istedikçe sevseler, sarılmak istedikçe sarılsalar, konuşmak istedikçe susmasalar, daha da zorlaştırmak daha da ben varım diye bağırmaya çalımasalar,sadece yaşasalar ve “ben “olsalar…Sadece anı yaşasalar ve huzur bulsalar…

 There Is Always Hope
Her dövmenin bir hikayesi olmalı mı bilmiyorum.. Ama her dövme bir sebeple yaptırılır o kesin. Dövmemi beğendiğini söyleyen her arkadaşımın ikinci kurduğu cümle “Neden bu dövmeyi yaptırdın?” oldu. Öncelikle dövmemin iki parçadan oluştuğunu söylemem gerek. Balonlu kız Banksy’nin ünlü bir çalışması , Banksy hakkında bilgi için de  “www.banksy.co.uk” sayfasını ziyaret etmenizi öneririm. “There is always hope” yazısıyla duvarları süsleyen bu çalışma hep ilgimi çekmişti , zamanla ilgimi çekmekten öteye gitti ve duvarları süsleyen bu küçük kızı kendimle özdeşleştirdim. Hayatım boyunca uçup giden balonlarım oldu ama elim hep öyle havada kaldı, ben umudumu hiç kaybetmedim…Martılara gelince…Martı vapurda simit attığınız, gıcık sesler çıkaran komik bir kuştu hep benim için, ta ki Alman Lisesi’nde okuduğum Martı isimli kitaba kadar. Bazen “Martı Jonathan” diye gülüşürüz Alman Lisesi arkadaşlarımla sohbet ederken , zorla okuttular bize o kitabı…Dövmemi yaptırmadan bir hafta önce kitabı buldum eski eşyalarım arasında ve yeniden okudum. Kafamda her şey yerli yerine yerleşti, martılar özgürlüğü değil zorluklarla mücadeleyi temsil ediyordu benim için ve Banksy’nin bu çalışmasıyla uyum içinde olacaktı , buna emindim. İşte benim dövmemin de hikayesi bu , hiç kaçmadım balonum elimden kayıp gittiğimde, binlerce balonun benim olmaması için hiçbir sebep yok çünkü. Nefes alıyorsak hala umut var çünkü…

 There Is Always Hope

Her dövmenin bir hikayesi olmalı mı bilmiyorum.. Ama her dövme bir sebeple yaptırılır o kesin. Dövmemi beğendiğini söyleyen her arkadaşımın ikinci kurduğu cümle “Neden bu dövmeyi yaptırdın?” oldu. Öncelikle dövmemin iki parçadan oluştuğunu söylemem gerek. Balonlu kız Banksy’nin ünlü bir çalışması , Banksy hakkında bilgi için de  “www.banksy.co.uk” sayfasını ziyaret etmenizi öneririm. “There is always hope” yazısıyla duvarları süsleyen bu çalışma hep ilgimi çekmişti , zamanla ilgimi çekmekten öteye gitti ve duvarları süsleyen bu küçük kızı kendimle özdeşleştirdim. Hayatım boyunca uçup giden balonlarım oldu ama elim hep öyle havada kaldı, ben umudumu hiç kaybetmedim…Martılara gelince…Martı vapurda simit attığınız, gıcık sesler çıkaran komik bir kuştu hep benim için, ta ki Alman Lisesi’nde okuduğum Martı isimli kitaba kadar. Bazen “Martı Jonathan” diye gülüşürüz Alman Lisesi arkadaşlarımla sohbet ederken , zorla okuttular bize o kitabı…Dövmemi yaptırmadan bir hafta önce kitabı buldum eski eşyalarım arasında ve yeniden okudum. Kafamda her şey yerli yerine yerleşti, martılar özgürlüğü değil zorluklarla mücadeleyi temsil ediyordu benim için ve Banksy’nin bu çalışmasıyla uyum içinde olacaktı , buna emindim. İşte benim dövmemin de hikayesi bu , hiç kaçmadım balonum elimden kayıp gittiğimde, binlerce balonun benim olmaması için hiçbir sebep yok çünkü. Nefes alıyorsak hala umut var çünkü…


Text

Bügün geri sayıma başladım, özlemimi belki biraz azaltsın diye. Şimdi gecenin 4’nde havaalanına indiğim ve anneme sarıldığım anı hayal ediyorum ve biliyorum ki hayatta hiçbir şey onun yanımda olmasının önüne geçemez. Ben annemi çok özledim ve sadece şu otuz günün çabuk geçmesi için dua ediyorum.

Text

hayatımın en zor dakikalarını yaşadım bugün, bilip, duyup,görüp yıllardır

söyleyemediklerimi yüzüme vurdu küçük prens. Gözyaşlarına boğdu küçük

prensesi. Prenses 23 yaşında ve gün gelip hissedip söyleyemedikleri için 

çok pişman olacak. Bu pişmanlıkla yıllarca yaşamak istemiyor ve adamın 

boynuna sarılıp onu ne kadar özlediğini söylemek istiyor. Çünkü prenses 

yaklaşık on aydır bunun için ağlıyor, resimlerle uyuyor yastığının altında.

Her şeyi farklı görüyor, umut ediyor hala ama onu, bunları düşünmemesi 

için farklı bakmaya itenler var.Bir yanda yaşattığı umut, bir yanda yalnızlık


sarpthecookiemonster

sarpthecookiemonster

Source: ree-wine-ed